Pelteklik türleri nelerdir ?

Arda

New member
Pelteklik Türleri Nelerdir? Peltek Konuşmanın Nedenleri, Türleri ve Çözüm Yolları

Pelteklik Türleri Nelerdir? Konuya Biraz Daha Eleştirel Bakmak Gerekiyor

Pelteklik konusu açıldığında benim dikkatimi çeken ilk şey, insanların bu durumu çoğu zaman tek bir kategoriye sokması oluyor. “S harfini söyleyemiyor, pelteklik var” deniyor ve konu kapanıyor. Oysa konuşma sesleri üzerinde biraz daha dikkatli durunca bunun oldukça yüzeysel bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Bir insanın bazı sesleri farklı üretmesi, her zaman aynı tür bir pelteklik yaşadığı anlamına gelmiyor. Hatta bazen sorun gerçekten sesin çıkarılış biçimindeyken, bazen diş yapısı, dilin dinlenme pozisyonu veya başka bir ağız-yüz işlevi bu tabloya eşlik edebiliyor.

Günlük hayatta da bunu fark etmek mümkün. Bazı kişilerde “s” sesi dişlerin arasından gelen bir “th” sesini andırırken, bazılarında ses daha çok ağzın yanlarından çıkıyormuş gibi duyuluyor. İkisini de “pelteklik” diye adlandırmak kolay ama aslında konuşma sırasında dilin ve hava akımının yaptığı şey aynı değil. Bilimsel literatürde de bu ayrım önemli kabul ediliyor. Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği (ASHA), konuşma sesi bozuklukları içinde seslerin çarpıtılmasını ayrı bir kategori olarak değerlendiriyor ve lateral /s/ gibi üretimlerin buna örnek olabileceğini belirtiyor.

Bu yüzden bence peltekliği anlamanın en doğru yolu, “hangi harf yanlış?” sorusundan önce “ses ağız içinde nasıl üretiliyor?” sorusunu sormak.

1. İnterdental Pelteklik: Dilin Dişlerin Arasına Gelmesi

En bilinen pelteklik türlerinden biri interdental peltekliktir. Burada dilin ucu veya ön kısmı, özellikle /s/ ve /z/ gibi sesler çıkarılırken üst ve alt ön dişlerin arasına doğru ilerler. Sonuç olarak normalde keskin ve kontrollü olması beklenen ses, İngilizcedeki “th” sesine benzer bir tını kazanabilir.

Bu tür pelteklik özellikle çocuklarda dikkat çekebilir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Küçük çocuklarda bazı seslerin henüz tam olarak olgunlaşmamış olması otomatik olarak bir konuşma bozukluğu anlamına gelmez. Konuşma seslerinin gelişimsel seyri vardır ve değerlendirme çocuğun yaşı, anadili, diğer sesleri nasıl ürettiği ve konuşmanın genel anlaşılabilirliğiyle birlikte yapılmalıdır.

Bir toplum çalışmasında okul öncesi çocuklarda /s/ ve /z/ seslerinde interdental peltekliğin oldukça sık görülebildiği bildirilmiştir. Aynı çalışmada dentalize ve lateral pelteklik örnekleri de tespit edilmiştir.

Dolayısıyla “çocuğum s harfini farklı söylüyor, kesin tedavi gerekiyor” demek de, “nasıl olsa çocuk, büyüyünce geçer” demek de yeterince bilimsel değil.

2. Dentalize Pelteklik: Dilin Dişlerle Fazla Temas Etmesi

Dentalize pelteklik, interdental pelteklikle sık sık karıştırılıyor. Aradaki temel fark dilin konumunda ortaya çıkıyor.

Dentalize üretimde dilin ucu veya ön kısmı ön dişlere fazla yaklaşabilir ya da dişlerle temas edebilir. Bunun sonucunda /s/ veya /z/ gibi seslerin niteliği değişir ve ses daha kapalı, boğuk veya farklı bir tonda algılanabilir.

Burada benim özellikle önemli bulduğum nokta şu: Pelteklik sadece “dili yanlış kullanma alışkanlığı” şeklinde açıklanamayacak kadar karmaşık olabilir. Dişlerin kapanış biçimi, çene yapısı ve ağız içindeki diğer anatomik özellikler de konuşma seslerini etkileyebilir.

ASHA'nın orofasiyal miyofonksiyonel bozukluklarla ilgili bilgilerinde anormal dil dinlenme pozisyonu, diş kapanış bozuklukları ve /s, z/ seslerinde interdental üretim arasında ilişki kuruluyor.

Bu nedenle yalnızca aynaya bakıp “dilini biraz geriye çek” demek bazı kişilerde çözüm olmayabilir. Sorunun altında yapısal veya işlevsel başka bir faktör bulunuyorsa bunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

3. Lateral Pelteklik: Hava Akımının Yanlardan Çıkması

Bence pelteklik türleri arasında en kolay fark edilenlerden biri lateral peltekliktir. Çünkü burada sorun yalnızca dilin öne gelmesi değildir. Hava akımı dilin orta hattından kontrollü şekilde ilerlemek yerine dilin bir veya iki yanından dışarı yönlenebilir.

Bu nedenle ortaya çıkan /s/ veya benzeri sesler çoğu kişinin “ıslak”, “şapırdayan” ya da “şapırtılı” diye tarif ettiği bir karakter kazanabilir.

Lateral pelteklik üzerine yapılan araştırmalarda, bu kişilerin dil temas örüntülerinin birbirinden farklı olabildiği gösterilmiştir. Yani “lateral pelteklik” etiketi bile kendi içinde bütün bireylerin aynı artikülasyon biçimine sahip olduğunu göstermiyor.

Bu ayrıntı tedavi açısından da önemli. Bir kişinin yalnızca /s/ ve /z/ seslerinde lateral üretim yapmasıyla, /s/, /z/, /ş/ ve çeşitli affrikatif seslerde daha geniş bir üretim sorunu yaşaması aynı şey değildir. Nitekim klinik çalışmalarda da lateral peltekliği olan çocukların farklı artikülasyon örüntülerine sahip olabildiği görülüyor.

4. Palatal Pelteklik: Daha Az Bilinen Bir Tür

Palatal pelteklik, halk arasında diğer türler kadar bilinmiyor. Burada /s/ gibi bir ses çıkarılmaya çalışılırken dilin orta kısmının damağa doğru fazla yaklaşması veya temas etmesi söz konusu olabilir.

Bu türün daha az yaygın olması, önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, “pelteklik = dilin dişlerin arasına girmesi” şeklindeki basit açıklamanın neden yetersiz olduğunu gösteriyor.

Pelteklik değerlendirmesinde yalnızca kulağa gelen ses değil, dilin konumu, hava akımının yönü ve hangi seslerin etkilendiği dikkate alınmalıdır. Tıbbi ve diş hekimliği literatüründeki derlemelerde de interdental, dentalize, lateral ve palatal olmak üzere dört temel pelteklik türünden söz edilmektedir.

5. Her “S” Hatası Pelteklik Değildir

Bence konunun en çok gözden kaçan taraflarından biri bu. Bir kişinin “s” sesini doğru çıkaramaması, otomatik olarak klasik anlamda pelteklik yaşadığı anlamına gelmez.

ASHA, konuşma sesi bozukluklarını yalnızca artikülasyon hatalarıyla sınırlamıyor; seslerin algılanması, motor üretimi, fonolojik temsili ve ses dizilerinin kullanımı gibi farklı alanların da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Seslerde silme, değiştirme, ekleme ve çarpıtma gibi farklı hata türleri bulunabiliyor.

Dolayısıyla “söyleyemiyor” ile “çarpıtarak söylüyor” aynı şey değil.

Bu ayrım özellikle çocuklarda önemli. Çünkü bazı çocuklarda belirli bir sesin yanlış üretimi, genel bir fonolojik örüntünün parçası olabilir. Bazılarında ise tek veya birkaç sesle sınırlı artikülasyon problemi görülebilir.

Burada tanı koymak için yalnızca ebeveynin veya öğretmenin kulağına güvenmek de yeterli değildir. Standart testlerin bile tek başına yeterli olmayabileceğini ve değerlendirmede farklı ölçümlerin birlikte kullanılmasının gerektiğini belirten çalışmalar vardır.

6. Diş Yapısı ve Dil Pozisyonu Ne Kadar Etkili?

Pelteklik konusunda diğer bir tartışma, diş yapısının ne kadar belirleyici olduğu.
 
Üst