Arda
New member
Cumhuriyetin 100. Yıl Marşını Kim Yazdı? Bilimsel Verilerle İlker Kömürcü’nün Marşı Üzerine Bir İnceleme
Cumhuriyet’in 100. yılı için hazırlanan marşları dinlerken benim de aklıma ilk gelen soru şu olmuştu: “Cumhuriyetin 100. Yıl Marşı” denildiğinde aslında hangi eserden söz ediyoruz ve bu eserin sözlerini ve müziğini kim yazdı? Çünkü 2023 yılında aynı başlık veya benzer adlarla çok sayıda marş yayımlandı. Fazıl Say’ın, Tarkan’ın, Kenan Doğulu’nun, Norm Ender’in ve başka sanatçıların hazırladığı eserler nedeniyle konu ilk bakışta oldukça karmaşık görünüyor.
Bilimsel bir araştırma açısından işe önce kavramları netleştirmekle başlamak gerekiyor. Burada özellikle Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenlenen yarışmada birinci seçilen ve 30 Ağustos 2023’te kamuoyuna tanıtılan “100. Yıl Marşı” ele alındığında cevap nettir: Eserin söz ve müziği Doç. Dr. İlker Kömürcü’ye, düzenleme ve orkestrasyonu ise Yusuf Yalçın’a aittir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi kültür portalında da eser, Cumhuriyet’in 100. yılı kutlamaları kapsamında Cumhurbaşkanlığınca yapılan yarışmada birinci olan eser olarak tanımlanmakta ve söz yazarı İlker Kömürcü olarak gösterilmektedir.
WebTV
+1
Ancak bu cevap, araştırmanın yalnızca başlangıç noktasıdır. Asıl ilginç mesele, bir marşın nasıl seçildiği, hangi müzikal özelliklere sahip olduğu ve toplum üzerindeki etkisinin nasıl değerlendirilebileceğidir.
Öncelikle Önemli Bir Kavram Karmaşasını Giderelim
“Cumhuriyetin 100. Yıl Marşı” ifadesi 2023 yılında tek bir eseri tanımlamak için kullanılmadı. Çok sayıda sanatçı Cumhuriyet’in 100. yılına özel eserler hazırladı. Örneğin Fazıl Say’ın “100. Yıl Marşı” adlı eserinin sözleri şair Ayten Mutlu’nun şiirinden, Tarkan’ın “Sen Rahat Uyu” eserinin söz ve müziği Tarkan’dan, Kenan Doğulu’nun “İkinci Yüzyıl”ının söz ve müziği yine Doğulu’dan geldi. Norm Ender ise “Parla” adlı çalışmasını hazırladı.
İletişim Başkanlığı
+1
Dolayısıyla “100. Yıl Marşı’nı kim yazdı?” sorusuna doğrudan “Fazıl Say” veya “İlker Kömürcü” demek, hangi eserin kastedildiğini bilmeden eksik cevap vermektir.
Burada resmi yarışmanın birincisi olan eser kastediliyorsa cevap İlker Kömürcüdür. Üstelik Kömürcü yalnızca söz yazarı değildir. Kendisi yaptığı açıklamada eserin hem sözlerinin hem müziğinin kendisine ait olduğunu, Yusuf Yalçın’ın ise düzenleme ve orkestrasyonu gerçekleştirdiğini özellikle belirtmiştir. Bu ayrım önemlidir; çünkü bazı ilk duyurularda besteci kısmında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ifadesinin kullanılması nedeniyle kamuoyunda bir karışıklık oluşmuştur.
İHA
Yarışmanın Sonucu Bilimsel Açıdan Neden Önemli?
İlker Kömürcü’nün eseri sıradan biçimde yayımlanan bir albüm çalışması değildi. Cumhuriyet’in 100. yılı kapsamında düzenlenen yarışmaya 400’ün üzerinde eser gönderildi ve Kömürcü’nün eseri birinci seçildi. Eser daha sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde icra edildi.
İHA
Bu veri, eserin “Türkiye’nin 100. yılındaki tek marşı” olduğunu göstermez; fakat resmî yarışmanın kazanan eseri olduğunu gösterir.
Araştırma yöntemi bakımından burada üç farklı veri türünü birbirinden ayırmak gerekir:
Birincil/resmî kaynaklar: Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi kurumların kayıtları.
Sanatçının doğrudan açıklamaları: İlker Kömürcü’nün eserin söz ve müziği hakkında yaptığı açıklamalar.
Akademik müzik araştırmaları: Eserin ritim, tonalite, ses aralığı ve müzikal yapısını inceleyen çalışmalar.
Bu üç veri aynı noktada birleştiğinde “eseri kim yazdı?” sorusunun cevabı oldukça sağlam bir temele oturur.
Marşın Müzikal Yapısı Bize Ne Söylüyor?
İlker Kömürcü’nün 100. Yıl Marşı üzerine yapılan müzikal analizler, eserin si minör tonalitesinde, 4/4'lük ölçüde ve dakikada yaklaşık 120 vuruşluk tempoda tasarlandığını ortaya koymaktadır. Analizde ayrıca eserin yaklaşık 13 seslik bir vokal genişliğe sahip olduğu ve la3-fa5 arasında hareket ettiği belirtilmektedir.
Gece Kitaplığı
Bu ayrıntılar yalnızca müzikoloji öğrencilerinin ilgisini çekecek teknik bilgiler değildir. Bir marşın topluluk tarafından söylenebilirliği açısından bunlar doğrudan önem taşır.
Örneğin 4/4'lük ölçü, marş müziğinin yürüyüş ve toplu icra karakteriyle uyumludur. Dakikada 120 vuruş civarındaki tempo ise oldukça belirgin bir ilerleme hissi yaratır. “Marş” türünün temel özelliklerinden biri zaten ritmik netlik ve toplu söylemeye elverişliliktir.
Fakat burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Bir eserin teknik olarak güçlü olması, onun toplum tarafından benimsenmesi için yeterli midir?
Bilimsel literatür bu soruya “hayır” yönünde yaklaşmamız gerektiğini gösteriyor. Çünkü müziğin toplumsal etkisi yalnızca tempo, tonalite veya ses genişliğiyle açıklanamaz.
Marşlar Neden İnsanları Bir Araya Getirebilir?
Müzik üzerine yapılan psikoloji ve nörobilim araştırmaları, ortak ritim ve müzikal eşzamanlılığın sosyal bağları güçlendirebileceğini göstermektedir. Tarr, Launay ve Dunbar tarafından yayımlanan araştırma, müzikteki kişilerarası senkronizasyonun “self-other merging” olarak tanımlanan benlik-diğer ayrımının azalmasına katkıda bulunabileceğini ve ritmik etkinliklerin sosyal bağlanmayla ilişkili mekanizmalar oluşturabileceğini tartışmaktadır.
PubMed Central (PMC)
Bu nedenle binlerce insanın aynı anda aynı ritmi tutması veya aynı melodiyi söylemesi yalnızca estetik bir deneyim değildir. Aynı zamanda eşzamanlı davranış üretir.
Ulusal marşlar açısından mesele daha da ilginçtir. Hakemli bir Journal for the Theory of Social Behaviour çalışması, ulusal marşların yalnızca törensel semboller olmadığını; sözlerinin geçmişe ilişkin kolektif hafızayı taşıyabildiğini ve gelecekteki davranışlara ilişkin anlamlar üretebildiğini savunmaktadır.
Wiley Online Library
Daha geniş bir karşılaştırmalı araştırmada ise dünya ulusal marşlarının metinleri bilgisayar destekli analizlerle incelenmiş; devlet, duygu, beden, zaman, toprak, din, aile ve mücadele gibi temaların farklı kültürlerde değişen oranlarda bulunduğu belirlenmiştir.
ScienceDirect
Dolayısıyla İlker Kömürcü’nün marşını değerlendirirken yalnızca “güzel mi?” sorusuna değil, “hangi kolektif anlamları üretiyor?” sorusuna da bakmak gerekir.
Kadınların ve Erkeklerin Bakış Açısı Gerçekten Farklı mı?
Bu noktada toplumsal cinsiyet meselesine dikkatli yaklaşmak gerekiyor. Erkeklerin daha veri odaklı, kadınların ise daha empatik veya sosyal etkilerle ilgili olduğu şeklindeki popüler genellemeler bilimsel olarak otomatik biçimde kabul edilemez.
Hyde’ın American Psychologist dergisindeki kapsamlı değerlendirmesi, 46 meta-analizin sonuçlarının genel olarak “gender similarities hypothesis” yani cinsiyet benzerlikleri hipotezini desteklediğini göstermiştir.
PubMed
Daha sonraki bir meta-sentezde 106 meta-analiz ve 386 meta-analitik etki yeniden incelenmiş; kadınlar ve erkekler arasındaki ortalama mutlak farkın d = 0,21 olduğu ve etkilerin çoğunun küçük veya çok küçük olduğu bulunmuştur.
PubMed
Bu nedenle daha sağlıklı bir yaklaşım, “erkekler böyle düşünür, kadınlar şöyle düşünür” demek değil; aynı konuya farklı analiz çerçevelerinin uygulanabileceğini kabul etmektir.
Örneğin analitik bir dinleyici eserin 4/4'lük yapısına, temposuna, tonalitesine ve ses genişliğine bakabilir. Başka bir dinleyici ise marşın kendisinde yarattığı aidiyet, çocukluk anıları, aile üyeleriyle birlikte söyleme deneyimi veya toplumsal birlik hissine odaklanabilir.
Bunların biri diğerinden daha “bilimsel” değildir.
Nitekim müzik ve empati üzerine 2023 tarihli bir literatür taraması, küçük grup müzik etkinliklerinin sosyal ve duygusal becerilerle ilişkisini incelerken empatinin tanımlanması ve ölçülmesi konusunda araştırmacılar arasında hâlâ standart bir yöntemin bulunmadığını vurgulamaktadır.
Cumhuriyet’in 100. yılı için hazırlanan marşları dinlerken benim de aklıma ilk gelen soru şu olmuştu: “Cumhuriyetin 100. Yıl Marşı” denildiğinde aslında hangi eserden söz ediyoruz ve bu eserin sözlerini ve müziğini kim yazdı? Çünkü 2023 yılında aynı başlık veya benzer adlarla çok sayıda marş yayımlandı. Fazıl Say’ın, Tarkan’ın, Kenan Doğulu’nun, Norm Ender’in ve başka sanatçıların hazırladığı eserler nedeniyle konu ilk bakışta oldukça karmaşık görünüyor.
Bilimsel bir araştırma açısından işe önce kavramları netleştirmekle başlamak gerekiyor. Burada özellikle Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenlenen yarışmada birinci seçilen ve 30 Ağustos 2023’te kamuoyuna tanıtılan “100. Yıl Marşı” ele alındığında cevap nettir: Eserin söz ve müziği Doç. Dr. İlker Kömürcü’ye, düzenleme ve orkestrasyonu ise Yusuf Yalçın’a aittir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi kültür portalında da eser, Cumhuriyet’in 100. yılı kutlamaları kapsamında Cumhurbaşkanlığınca yapılan yarışmada birinci olan eser olarak tanımlanmakta ve söz yazarı İlker Kömürcü olarak gösterilmektedir.
WebTV
+1
Ancak bu cevap, araştırmanın yalnızca başlangıç noktasıdır. Asıl ilginç mesele, bir marşın nasıl seçildiği, hangi müzikal özelliklere sahip olduğu ve toplum üzerindeki etkisinin nasıl değerlendirilebileceğidir.
Öncelikle Önemli Bir Kavram Karmaşasını Giderelim
“Cumhuriyetin 100. Yıl Marşı” ifadesi 2023 yılında tek bir eseri tanımlamak için kullanılmadı. Çok sayıda sanatçı Cumhuriyet’in 100. yılına özel eserler hazırladı. Örneğin Fazıl Say’ın “100. Yıl Marşı” adlı eserinin sözleri şair Ayten Mutlu’nun şiirinden, Tarkan’ın “Sen Rahat Uyu” eserinin söz ve müziği Tarkan’dan, Kenan Doğulu’nun “İkinci Yüzyıl”ının söz ve müziği yine Doğulu’dan geldi. Norm Ender ise “Parla” adlı çalışmasını hazırladı.
İletişim Başkanlığı
+1
Dolayısıyla “100. Yıl Marşı’nı kim yazdı?” sorusuna doğrudan “Fazıl Say” veya “İlker Kömürcü” demek, hangi eserin kastedildiğini bilmeden eksik cevap vermektir.
Burada resmi yarışmanın birincisi olan eser kastediliyorsa cevap İlker Kömürcüdür. Üstelik Kömürcü yalnızca söz yazarı değildir. Kendisi yaptığı açıklamada eserin hem sözlerinin hem müziğinin kendisine ait olduğunu, Yusuf Yalçın’ın ise düzenleme ve orkestrasyonu gerçekleştirdiğini özellikle belirtmiştir. Bu ayrım önemlidir; çünkü bazı ilk duyurularda besteci kısmında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ifadesinin kullanılması nedeniyle kamuoyunda bir karışıklık oluşmuştur.
İHA
Yarışmanın Sonucu Bilimsel Açıdan Neden Önemli?
İlker Kömürcü’nün eseri sıradan biçimde yayımlanan bir albüm çalışması değildi. Cumhuriyet’in 100. yılı kapsamında düzenlenen yarışmaya 400’ün üzerinde eser gönderildi ve Kömürcü’nün eseri birinci seçildi. Eser daha sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde icra edildi.
İHA
Bu veri, eserin “Türkiye’nin 100. yılındaki tek marşı” olduğunu göstermez; fakat resmî yarışmanın kazanan eseri olduğunu gösterir.
Araştırma yöntemi bakımından burada üç farklı veri türünü birbirinden ayırmak gerekir:
Birincil/resmî kaynaklar: Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi kurumların kayıtları.
Sanatçının doğrudan açıklamaları: İlker Kömürcü’nün eserin söz ve müziği hakkında yaptığı açıklamalar.
Akademik müzik araştırmaları: Eserin ritim, tonalite, ses aralığı ve müzikal yapısını inceleyen çalışmalar.
Bu üç veri aynı noktada birleştiğinde “eseri kim yazdı?” sorusunun cevabı oldukça sağlam bir temele oturur.
Marşın Müzikal Yapısı Bize Ne Söylüyor?
İlker Kömürcü’nün 100. Yıl Marşı üzerine yapılan müzikal analizler, eserin si minör tonalitesinde, 4/4'lük ölçüde ve dakikada yaklaşık 120 vuruşluk tempoda tasarlandığını ortaya koymaktadır. Analizde ayrıca eserin yaklaşık 13 seslik bir vokal genişliğe sahip olduğu ve la3-fa5 arasında hareket ettiği belirtilmektedir.
Gece Kitaplığı
Bu ayrıntılar yalnızca müzikoloji öğrencilerinin ilgisini çekecek teknik bilgiler değildir. Bir marşın topluluk tarafından söylenebilirliği açısından bunlar doğrudan önem taşır.
Örneğin 4/4'lük ölçü, marş müziğinin yürüyüş ve toplu icra karakteriyle uyumludur. Dakikada 120 vuruş civarındaki tempo ise oldukça belirgin bir ilerleme hissi yaratır. “Marş” türünün temel özelliklerinden biri zaten ritmik netlik ve toplu söylemeye elverişliliktir.
Fakat burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Bir eserin teknik olarak güçlü olması, onun toplum tarafından benimsenmesi için yeterli midir?
Bilimsel literatür bu soruya “hayır” yönünde yaklaşmamız gerektiğini gösteriyor. Çünkü müziğin toplumsal etkisi yalnızca tempo, tonalite veya ses genişliğiyle açıklanamaz.
Marşlar Neden İnsanları Bir Araya Getirebilir?
Müzik üzerine yapılan psikoloji ve nörobilim araştırmaları, ortak ritim ve müzikal eşzamanlılığın sosyal bağları güçlendirebileceğini göstermektedir. Tarr, Launay ve Dunbar tarafından yayımlanan araştırma, müzikteki kişilerarası senkronizasyonun “self-other merging” olarak tanımlanan benlik-diğer ayrımının azalmasına katkıda bulunabileceğini ve ritmik etkinliklerin sosyal bağlanmayla ilişkili mekanizmalar oluşturabileceğini tartışmaktadır.
PubMed Central (PMC)
Bu nedenle binlerce insanın aynı anda aynı ritmi tutması veya aynı melodiyi söylemesi yalnızca estetik bir deneyim değildir. Aynı zamanda eşzamanlı davranış üretir.
Ulusal marşlar açısından mesele daha da ilginçtir. Hakemli bir Journal for the Theory of Social Behaviour çalışması, ulusal marşların yalnızca törensel semboller olmadığını; sözlerinin geçmişe ilişkin kolektif hafızayı taşıyabildiğini ve gelecekteki davranışlara ilişkin anlamlar üretebildiğini savunmaktadır.
Wiley Online Library
Daha geniş bir karşılaştırmalı araştırmada ise dünya ulusal marşlarının metinleri bilgisayar destekli analizlerle incelenmiş; devlet, duygu, beden, zaman, toprak, din, aile ve mücadele gibi temaların farklı kültürlerde değişen oranlarda bulunduğu belirlenmiştir.
ScienceDirect
Dolayısıyla İlker Kömürcü’nün marşını değerlendirirken yalnızca “güzel mi?” sorusuna değil, “hangi kolektif anlamları üretiyor?” sorusuna da bakmak gerekir.
Kadınların ve Erkeklerin Bakış Açısı Gerçekten Farklı mı?
Bu noktada toplumsal cinsiyet meselesine dikkatli yaklaşmak gerekiyor. Erkeklerin daha veri odaklı, kadınların ise daha empatik veya sosyal etkilerle ilgili olduğu şeklindeki popüler genellemeler bilimsel olarak otomatik biçimde kabul edilemez.
Hyde’ın American Psychologist dergisindeki kapsamlı değerlendirmesi, 46 meta-analizin sonuçlarının genel olarak “gender similarities hypothesis” yani cinsiyet benzerlikleri hipotezini desteklediğini göstermiştir.
PubMed
Daha sonraki bir meta-sentezde 106 meta-analiz ve 386 meta-analitik etki yeniden incelenmiş; kadınlar ve erkekler arasındaki ortalama mutlak farkın d = 0,21 olduğu ve etkilerin çoğunun küçük veya çok küçük olduğu bulunmuştur.
PubMed
Bu nedenle daha sağlıklı bir yaklaşım, “erkekler böyle düşünür, kadınlar şöyle düşünür” demek değil; aynı konuya farklı analiz çerçevelerinin uygulanabileceğini kabul etmektir.
Örneğin analitik bir dinleyici eserin 4/4'lük yapısına, temposuna, tonalitesine ve ses genişliğine bakabilir. Başka bir dinleyici ise marşın kendisinde yarattığı aidiyet, çocukluk anıları, aile üyeleriyle birlikte söyleme deneyimi veya toplumsal birlik hissine odaklanabilir.
Bunların biri diğerinden daha “bilimsel” değildir.
Nitekim müzik ve empati üzerine 2023 tarihli bir literatür taraması, küçük grup müzik etkinliklerinin sosyal ve duygusal becerilerle ilişkisini incelerken empatinin tanımlanması ve ölçülmesi konusunda araştırmacılar arasında hâlâ standart bir yöntemin bulunmadığını vurgulamaktadır.